SARIKAMIŞ GERÇEKLERİ

Sarıkamış’taki şehit sayısı 90 değil 35 bin’

‘90 bin’ rakamını abartılı bulan tarihçiler, en fazla 35 bin askerin şehit olduğunu belirtiyor. Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden Yardımcı Doçent Dr. Yavuz Özdemir, bu tezin en iddialı savunucusu. Sarıkamış Harekatı’yla ilgili “Enver Paşa’nın III. Ordu Günleri” adlı doktora tezi hazırlayan Özdemir, harekatta 118 bin değil, 75 bin askerin görev yaptığını, 35 bininin şehit olduğunu savunuyor. Özdemir, iddialarına Genelkurmay Arşivi ile Osmanlı, Rus ve Alman arşivlerini kaynak gösteriyor. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu da, Özdemir’in tezine destek veriyor. Abartının gerekçesini ise şöyle açıklı-yor: “Cumhuriyet’in ilk yıllarında milli duyguları artırmak için birtakım propagandalar yapılmış.”

Kayıplarımızdan başlayarak Sarıkamış’ı biz de sondan başa doğru anlatalım. Mehmet Niyazi de konu hakkında şu bilgileri veriyor: "Sarıkamış harekâtında şehit olan asker sayısı 90 bin değil, 23 bin civarındadır. Harekâta 76 bin askerimiz katıldı. Nasıl oluyor da 76 bin askerimizden 90 bini donarak ölüyor? 15 Şubat 1915 tarihinde orduda yapılan sayımda 42 bin askerin kaldığı tespit ediliyor. Yaralıları çıkarırsak toplam şehidimiz 23 bindir. Donma olayı Erzurum'un Şenkaya ilçesine bağlı Baldız Köyü'nden Sarıkamış'a hareket eden 25 bin kişilik piyade birliğinde gerçekleşiyor. Bunlardan 10 bininin Sarıkamış'a ulaştığı kesin. Hangi sihirbaz, nasıl bir maharetle kalan 15 bin kişiden 90 bin insanı dondurabiliyor? Donma olayı ordumuzun tamamında olmadı. Erzurum Şenkaya ilçesinden hareket eden 25 bin askerimizin 10 bini Sarıkamış'a girdiğine göre, donma olayı bunların arasında oldu. Bunların kaçı çarpışmalarda vuruldu, kaçı dondu bilmiyoruz. Ancak bir 90 bin yalanı devam edip gidiyor." "Şehit Enver Paşa" kitabında Nevzat Kösoğlu da şunları yazar: "Bu konuda özel bir değerlen diremeye girmeden, Dr. Ramazan Balcı'nın geniş açılı değerlendirmeler sonucu ulaştığı ve General Maslovsky'nin rakamlarına dayanan sayının 23 bin olduğunu söyleyelim. Ancak bunun 5 bini Rusların, Hamamlı'da kurdukları esir kampında açlık, soğuk ve bakımsızlıktan şehit olmuştur. Maslovsky bu ayrımı yapmadan 23 bin rakamını vermiştir.” Genelkurmay Başkanlığı Harp Encümeninin tespitleri, verilen kaybın iddia edilen rakamların çok altında olduğunu göstermektedir. Harp Encümeninin tespitlerine göre Sarıkamış Harekâtında Türk ordusu, 23 bini savaş alanında, 10 bini de savaş hatları gerisinde olmak üzere toplam 33 bin şehit vermiştir. 7 bin kişi esir düşmüş, 17 bin kişi ise hasta ve yaralı olarak saf dışı kalmıştır. Yani, yaralı, hasta ve esir düşenler de dâhil olmak üzere Türk ordusunun toplam kaybı 57 bin kişidir. Harekât üzerinde araştırma yapan ve konu hakkında “Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü” isminde hacimli bir kitap yazan akademisyen Yavuz Özdemir yaptığı açıklamada: ‘‘Tek kurşun atmadan donarak öldüler’’ iddialarının aksine askerlerimizin Rus askerleriyle göğüs göğse çarpıştığını anlatır. Açıklamasında: ‘‘İlk vuruşma Erzurum'un Narman ilçesi girişinde başladı. İkinci vuruşma Oltu girişindeki Kaleboğazı Mevkii’nde meydana geldi. Daha sonra diğer önemli çatışmalar, İsmail Ağa Cayırları ve Kosor Bölgesi'nde yaşandı. Burada Osmanlı ordusu, önemli kayıplar verdi. Sarıkamış'a ulaşmak için Allahuekber Dağları aşılmak istenirken, donma olayları yaşandı. Bu sayı ise 7 bin civarındadır. İddia edildiği gibi şehit sayısı 90 veya 60 bin değildir.’ diye son noktayı koyar. Aslında rakamlar, Rusların kara propagandasıdır. Zira harekâtın başlangıcı ile başta Azerbaycan olmak üzere Rus işgali altındaki Türk illerinde bir hareketlilik yaşanmış, Rus işgalinden kurtulmak için bir umut olarak görülmüştür. Bu bilgiler Reşt Şehbender Vekili Tevfik Bey’in Raporlarında da yazılmıştır. Meraklılar, Prof. Dr. Mustafa Budak’ın konu ile ilgili yazdığı ve Türkiyat Mecmuasında (c. 26/2, 2016, 113-131) yayınlanan makalesini okuyabilir. Bu propagandalar soydaşlarımız üzerinde şok etkisi ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Oysa Rusların da kaybı 32 bin olarak kayıtlara geçmiştir. Bunların 9 binden fazlası donarak ölmüştür. Ruslar bu sayıyı hafifletmek amacıyla Türkler bizden 3 misli kayıp verdi demek için bunu ortaya atmıştır.



ASKERLER NEDEN DONDU?

Mehmet Niyazi bu konuda şu bilgileri vermektedir: “Avcı hatlarının arkasından tepeye çıkmış olan Enver Paşa en ön mevzilere gitmiştir. Gece yarısıdır; Sarıkamış’a derhal taarruz etmekte kararlıdır. Fakat IX. Kolordu Kumandanı İhsan Paşa, Kurmay Başkanı Şerif Bey, Enver Paşa’ya gelmiş, alayların gerek muharebe, gerek karda uzun süre yürüme sebebiyle bitap düştüklerini, birkaç saat istirahat etmelerine müsaade edilmesini rica etmişlerdir. Bu istirahat her bakımdan facia olmuştur. Bir kere Ruslar baskından kurtulmuş oldular, diğer taraftan kızışan, terleyen, hareket halindeki askerler, şiddetli soğuk ve tipide durdurulunca, dondan şehit olmuşlardı. Rus kaynakları dahi Türklerin o gece Sarıkamış’a girebileceklerini yazmışlardır. Nitekim meşhur askerî tarihçi Şerif Bey’in mesul olduğunu yazmaktadır.”

ENVER PAŞA NEDEN HEDEF OLDU?

Savaşta mağlubiyet olunca fatura ona kesilmiş, yeni bir kurtuluş mücadelesi başlamıştır. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanır, Osmanlı Devleti yenilgiyi kabul eder. 1 Kasım’da yurt dışına kaçan Enver Paşa, önce Kırım’a, ardından Berlin’e geçer. Bir dizi mahkûmiyetler, hapis ten kaçmalar sonunda Paşa Batum’a gelir. Hatta 13 Temmuz 1919’da İstanbul’da gıyabında idam kararı verilir. Paşa tüm bunlara rağmen Anadolu’da başlayan Kurtuluş Harekâtına katılmak için yurda dönüş planları yapar. Tabi bunlar anında duyulur ve onun bu geçişinin önlenmesi ve halkın gözünden düşürülmesi gerekmektedir. Sarıkamış bu kampanya için en uygun propaganda aracı olarak servis edilir. Zira Sarıkamış denilince akla Enver Paşa gelir. Zira o günlerde Paşa, Başkomutan Vekilidir. Harekâtı o başlatmıştır ve sonucunda yüklenicisi o olmalıdır. 90 bin erin donarak şehit düştüğünün söylenmesinin altında yatan sebep; yaşanan yenilginin olabildiğince feci gösterilip müsebbiplerinin suçunu günahını arttırmaya yönelik bir çarpıtmadır. Aydın Ünal’a göre de Sarıkamış, “Medine’deki muhteşem direnişi, Çanakkale’de yazılan destanı, Kutül Amare’deki zaferi, Bakü’nün yeniden fethini örtmek; Kudüs’ün düşmesini, Nablus Bozgunu’nu, Filistin’den Afrin’e orduyu da zayii ederek çekilmeyi unutturmak için bu kadar öne çıkarılmıştır. Örneğin Sarıkamış, 4. ve 7. Orduların neredeyse tamamının yok olduğu Nablus bozgunundan daha büyük bir kayba sahip değildir.” Konuyu dile getiren Muzaffer Albayrak, Kâzım Karabekir, İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat Terakki Erkânı isimli kitabını kaynak göstererek şunları yazar. “Berlin’den Moskova’ya oradan da Batum’a gelen Enver Paşa, 1921 yılı içinde Anadolu’ya geçme teşebbüsünde bulunmuştu. Hatta Ankara ve Trabzon’daki bazı İttihatçılarla mektuplaşarak geçişin altyapısı hazırlanmaktaydı. İşte bu hazırlıklardan haberdar olan doğu cephesi komu tanı Kâzım Karabekir Paşa, bu teşebbüsleri engelleyip iştirakçilerden bazılarını tutuklatıp bazı mülki ve askeri görevlilerin de yerlerini değiştirerek tedbirler aldığı gibi; Ankara’da bulunan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’yı durumdan haberdar etmişti. Kâzım Karabekir Paşa, Enver’in Anadolu’ya geçişine mani olmak için onun şahsına hücum edilerek halk nezdindeki itibarının ve etkisinin yok edilmesi gerektiğini, bunun için de basın yoluyla aleyhinde bir kampanya başlatılması gerektiğini tavsiye etmişti. Ankara’dan ona yazılan Mustafa Kemal imzalı cevabî telgrafta, önerilerin uygun bulunduğu ve kampanyanın başlatıldığı bildirilmişti. Hakikaten de Ankara’da Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi, Sarıkamış’ta da Kâzım Karabekir’in çıkardığı Varlık Gazetesi, Enver Paşa aleyhine kampanya başlatarak bir takım düzmece haberler ve yorumlar neşretmeye başladılar. Bunlar arasında Enver’in Almanlardan para alarak devleti savaşa soktuğu ve memleketi harabeye çevirerek kaçıp gittiği, şimdi de Ruslardan para alarak Bolşevik olduğu, dinden çıktığı, Bolşevik ordusuyla Anadolu’ya girip kadınları erkeklerle birlikte açık gezdireceği vs. haberler yayıldı.” (Tekin Yayınevi, İstanbul 1990, s. 144-147) Şerif İlden’in hatıratını kaleme alış zamanlaması da bu kampanya dâhilindeydi. Oysa aynı Enver Paşa Çanakkale Savaşlarında da ordunun başkomutanıydı. Enver Paşa’nın bir başka büyük zaferi 29 Nisan 1916’da Irak’ta Osmanlı ordusu İngiliz ordusunu kuşatır ve 13’ü

SARIKAMIŞ HAREKÂTI GEREKLİMİYDİ?

Sarıkamış Harekâtı Harbiye Nazırı Enver Paşa ile Erkânı Harbiye Başkanı General Bronsart Schellendorf tarafından, Noel dönemine rastlayacak ve Rusları sürpriz bir karşı hücum ile mağlup etmeye yönelik bir teşebbüstür. Zira Rus orduları Batı cephesinde Almanlar ile harp içindedir. Bizim cephede ise çok az sayıda (100 bin civarı) asker kalmıştır. Rus ordusunun bir kısmı Sarıkamış civarındadır ve yanlış cephelenmiştir. Plan da bu zafiyetler üzerine yapılmıştır. İlk Rus saldırılarının başladığı 1-2 Kasım’da 1914 Köprüköy ve Azap muhabereleriyle başlamıştır. Burada 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa büyük bir hata yapıyor ve Rusları yenmesine rağmen takip edip son darbeyi vurmak yerine, orduyu 15 km geriye çekiyor. Yani savaşı kazanan ihtiyaç olmazdı. Bu başarı komuta kademesini yüreklendirmiş ama geri çekilme ise işleri sarpa sardırmıştır. Sarıkamış Harekâtı gerekli mi idi diye bir soru sorulursa bu soruya cevabı bizzat Ruslardan alalım. Rus General Berhman Sarıkamış’ın önemini şu şekilde ifade etmiştir: “Sarıkamış bir kapıdır. Hâlihazırda bu kapı gerek benim ve gerekse müfreze için düşman tarafından çok sıkı bir şekilde kapatılmıştır. Gayet tabii olarak bu kapıyı her ne pahasına olursa olsun açmak gerekir. Binaenaleyh her zaman için düşüncem şudur: Cepheden çekilmesi mümkün tüm birlikleri geri çekerek süratle Sarıkamış’ı takviye etmek gerekir” demektedir. Harekât bahara kalmalı mıydı? Bu soruya Enver Paşa’nın cevabı “düşman sizi beklemez” ol muştur. Mehmed Niyazi de bu konuda: "Hiçbir subay, o karda, soğukta bu harekâtı yapmayı göze almaz. Demek ki bu harekâtın yapılması için önemli bir sebep vardı. Çünkü bahar geldiği zaman Ruslar kuzeyden, İngilizler güneyden Filistin'e yürüyeceklerdi. Bizim ordumuz iki tarafa karşı koyamayacağı için bu harekâtı yaptı.” demektedir. Sarıkamış Harekâtı, ilk etapta Anadolu içlerine doğru ilerleyen Rusları durdurmak için yapıldı. Bundan sonraki adım ise Rusları önüne katıp Tiflis’e kadar kovalamak, oradan Tebriz, Bakü, Tahran’a uzanmak, Afganistan içlerine kadar Müslümanları hareketlendirip Ruslara karşı bir isyan harekâtı başlatmak ve Rus işgaline son vermektir. Enver Paşa çektiği gizli telgraflarla komutanlarına bu hedefin detaylarını anlatır. Girecekleri ülkelerde işgalci olmayacaklarını, oraları Rus zulmünden kurtarıp, bağımsızlıklarını verip geri döneceklerini özellikle vurgular. Vasiyetinde de bu amacını açıkça yazar. Bir de unutulan bir nokta da şudur: Sarıkamış Harekâtından 60 gün sonra İngilizler Çanak kale Boğazına saldırmıştı. Yani baharda… Peki harekat planı çok mu kötüydü? Hayır. Plan eğer tasarlandığı gibi icra edilseydi zaferle sonuçlanabilirdi. Fevzi Çakmak “'22 Aralık 1915'te yaptığım harekâta kumanda kadememiz inan saydı, Rusya'yı Kafkasların ötesine atardık. Milletçe rahat bir nefes alırdık.” Muzaffer Albayrak’ın konu hakkında yazdığı yazıda şu bilgiler vardır. “Nitekim Sarıkamış’ı anlatan Rus yazarlardan Maslofski Türk ordusunun Sarıkamış Muharebesini kazanmalarına ramak kaldığını itiraf etmiştir. Ruslar harekâtın bir kuşatma planı olduğunu anladıklarında Kafkas Cephesi komutanı Mişlayefski panik halinde geri çekilme emri vermişti bile. Şunu söyleyebiliriz ki şayet ilk yapılan plan uygulansaydı ve kısa yoldan Rus cephe hattının arkası kuşatılsaydı harekât başarılı olurdu. Sarıkamış’ı yazan Şerif Bey; “Enver Paşa’nın askeri merhametsizce ileri sürdüğünü” iddia eder. Öte yandan Ruslar tam aksine “27 Aralık’ta Türkler durmayıp taarruza devam etselerdi, takviye kuvvetleri gelmeden Sarıkamış’tan çekilmemize sebep olurlardı” demektedirler. ” Sarıkamış yakınlarına ulaşan Türk kuvvetleri, 25–26 Aralık gecesi kazanma şanslarını yitir dikleri halde, en küçük bir bozgun emaresi dahi göstermeden, taarruzu azim ve cesaretle sürdürdüler. Onların bu kahramanca mücadelesi, Rus ordusunda büyük bir korku yarattı. Korkuya kapılanlar arasında Rus cephe komutanı General Myshlayevski de vardı. Esir alınan bir Türk subayının üzerinde ele geçirilen Türk taarruz emrini görünce büsbütün ümitsizliğe kapıldı. Ancak daha ileri görüşlü bir asker olan General Yudenich, çok kötü şartlar altında sava şan Türk kuvvetlerinin birkaç gün içerisinde hiç savaşamayacak duruma geleceklerini söyleyerek geri çekilmeyi erteletti. Birliklerimizin 27 Aralık’ta Selim yakınlarına ulaşarak, Rus ordusunun can damarı durumunda bulunan Sarıkamış-Kars demiryolunu tahrip etmesiyle Rus ordusundaki panik ve korkuyu bir kat daha artırdı. Harekâtın başından beri büyük bir ümitsizlik içerisinde bulunan Myshlayevski, Türklerin savaşı kazanacağına emin olduğundan, Rus ordusunun kurtuluş şansı kalmadığına inanarak cepheyi terk edip Tiflis’e kaçtı. Myshlayevski’nin cepheden getirdiği kötü haberler, Kafkasya’da da büyük bir panik ve kargaşanın başlamasına yol açtı.

Bir de unutmayalım: Biz, yenilgilerinden ibret alan ama hep zaferlerini hatırlayan bir milletiz. Hamdolsun, sayısız da zaferimiz var. Kimi unutulan, kimi unutturulan nice destanımız var. Allah Sarıkamış şehitlerimizi de, tüm şehitlerimizi de rahmetiyle kuşatsın. Şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun.




KAYNAKLAR

Murat BARDAKÇI, Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü, l İş Bankası Yayınları, 2014, İstanbul Murat BARDAKÇI, Sarıkamış'taki büyük felâketin sorumlusu Hafız Hakkı Paşa'nın pişmanlık gün lüğü, Habertürk / 23 Aralık 2012

Osmanlı Hâkimiyetinin 500. ve Kurtuluşun 100. Yılında Uluslararası Erzurum Sempozyumu Bil diriler Erzurum-2018

Hümmet KANAL, Sarıkamış Harekâtı Esnasında Cephede Yaşananlar Ve Anadolu’ya Etkileri, An kara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 54, 2 (2014), 87-114

Yrd. Doç. Dr. Tuncay ÖĞÜN, Kafkas Cephesinde Kader Ânı: Sarıkamış Harekâtı Ve Sonuçları, Türkler, Cilt: 13 Sayfa: 398-408

Tuncay ÖĞÜN, Sarıkamış Harekâtı, TDV İslâm Ansiklopedisi EK-2. cildi, İstanbul 476-479, 2016 Sarıkamış ve Çanakkale arasında Enver Paşa, Gerçek Hayat, 21 Mart 2016

Aydın ÜNAL, Sarıkamış, Çanakkale, El-Bab, 26 Aralık 2016, Yeni Şafak Aydın ÜNAL, Sarıkamış: Savaşlardan bir savaş, 27 Aralık 2018, Yeni Şafak

Aydın ÜNAL, Sarıkamış Üzerinden Bitmeyen Linç, 7 Ocak 2020, https://aydinunal.com

Osman Mayatepek: ‘Sarıkamış’ta 90 bin asker ölmedi’, 11 Ocak 2014, http://www.gazetevatan.com

Muzaffer ALBAYRAK, 95. Yıldönümünde Sarıkamış Harekâtını Yeniden Değerlendirmek, 2010, http://www.geliboluyuanlamak.com

Nevzat KÖSOĞLU, Şehit Enver Paşa, Ötüken Neşriyat, İstanbul-Ekim 2013

Gürsoy SOLMAZ, Çayeli’nden Sarıkamış’a Şehit Yakınlarından Anılar, Atatürk Üniversitesi yayınları, 2013 İbrahim ALTAY; Sarıkamış'ta 90 bin yalanı sürüyor, 30.03.2013, Sabah

Orhan BOZKURT, Sarıkamış’ın tarihi yeni baştan yazıldı, 30.06.2003, Hürriyet

Yavuz ÖZDEMİR, Sarıkamış Harekâtı Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü, Historia Yayınevi, İst., 2018


YAZAR:FURKAN YILDIRIM

Puan hesapla

İçeriklerimizi takip etmek için abonemiz olun

BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

Tüm hakları www.bilenkalem.com sitesine aittir.